Kapat
Arama yapmak için en az bir kelime giriniz.

Tiyatro

Apsolit: mutlak kulak; hiçbir referans almadan duyduğu tüm sesleri melodiye dönüştürme yeteneği. Apsolit İsmail, köyden kente göç etmek zorunda kalan bir ailenin tek çocuğudur. Tüm sesleri taklit etme becerisi köyde büyücülükle, şehirde ise noksanlıkla nitelendirilen İsmail’in hikayesi; onlarca farklı ses ve

“En İyi İkinci” kaderi, kıl payı kaçan fırsatları ve hayatın dolambaçlı yollarını anlatan dokunaklı bir komedi. Bizi biz yapan o dönüm noktalarına dair bir hikaye olan "En iyi İkinci", seçilmeyen yollar yüzünden, "Tam o anda bunu yapsam daha iyi bir

"Hatırlamanın ilk durağı evdir" Hafızalarının sandığını aralayarak ‘hatırlamaya’ çalışan iki genç kadın Merve ve Bilge, evde kalma özlemi ile evden çıkma düşü arasında dolanırken bu ikilinin hikâyeleri, çocukluk yaşlarında aileleri tarafından gönderildikleri bir yatılı yurtta kesişir. Hatırlamak ile unutmak, inşa etmek

Onun en korktuğu şey fincanının içinde veya yatağının altında gizli değildi, ya da odasının içinde bir hayalet gibi odasında süzülmüyordu. En korktuğu şey beyninin içindeydi, elleriyle gözünü kapattıktan sonra kulağının içinden gelen bir sesin "Sen seçilmiş kişisin, bir tane mutsuzluk

Ey yedek kulübesinde hayata dahil olmayı, gerçek kazanan olmayı bekleyen bizler/sizler/onlar: Bugünün Çehov karakterleri miyiz? Pek birbirimizi dinlemiyor, hep anlatmak mı istiyoruz? Çok konuşup hiç eylemiyor muyuz? Sürekli eyliyor ama zaman mı öldürüyoruz? Başarı, şöhret, para, gitmek, kalmak, sevmek, mevki?

Kübra, Ankara’da bir yuvada büyümüş, sihirbazlıkla tanışmış, evlatlık verilmiş. Büyücü, hokkabaz dense de o ısrarla Gözbağcı olmak istemiş. Bazen gülmüşler ona, bazen kızmışlar, bazen acımışlar ama en çok da anlamamış, dışlamışlar. Herkesin biraz sevdiği ama kimsenin istemediği Kübra, aramış taramış

“Lineer yanılsama. Oysa belirsizlik dünyadaki tek sabit. Her şey iç içe. Geçmiş, şimdi ve gelecek inatla süren bir yanılsama…” Diyor Umut. Döne döne tutunmaya çalıştığı bir dünyada. Belki dünya onun etrafında dönüyor belki de o sadece kendi içinde. Ama yerinde durmayan

HİKAYE Geleneksel bir masalın yeniden yorumlanışı… Henüz fısıldanmış birkaç kelimeyle, Sandra adında bir genç kız kendisine bir görev yükler, giderek bir takıntıya dönüşen bir görev… : annesini hiç aklından çıkarmamak, yoksa onun gerçekten öleceğinden korkar. Ama babası kıskanç ve huysuz bir

Yakın gelecek… İklim krizinin vurduğu bir dünyadayız! Kıyamet gibi “acayip” bir şey olmuş, ama tam öyle de olmamış! Hiçbir ülkenin istemediği, Parazitler denen göçebe topluluklar çıkmış ortaya. Bir oğlan: Diyar! Bu yeni toplumun hikâye anlatıcılarından biri. Her akşam, ateş başında